Diğer Resmi Ak Siteleri
Kadın Kolları

Kadın Kolları

Kadınlarımızla yarınlar daha aydınlık olacak.

WEB SİTESİNE GİT
Gençlik Kolları

Gençlik Kolları

AK Gençlik, kökü mazide, gözü istikbalde olan gençliktir.

WEB SİTESİNE GİT
AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

AK Parti İletişim Merkezi (AKİM)

Görüşleriniz bizim için önemli.

WEB SİTESİNE GİT
AK İcraatlar

AK İcraatlar

Birlikte başardık!

WEB SİTESİNE GİT
Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar Koordinasyon Merkezi

Yaşlılar toplumun kutup yıldızıdır.

WEB SİTESİNE GİT
Engelli Koordinasyon Merkezi

Engelli Koordinasyon Merkezi

Yeter ki gönüller engelli olmasın. İnşallah her engel aşılır.

WEB SİTESİNE GİT
TBMM Grup Başkanlığı

TBMM Grup Başkanlığı

WEB SİTESİNE GİT
AK Kütüphane

AK Kütüphane

AK Kütüphane

WEB SİTESİNE GİT
Tükiye Bülteni

Tükiye Bülteni

Tükiye Bülteni

WEB SİTESİNE GİT
Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

Siyaset Akademisi

WEB SİTESİNE GİT
24-12-2018 18:44:07

"17-25 Aralık'ı bir jüristokrasi eylemi olarak görmek gerekir"

Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Türkiye Adalet Araştırmaları Merkezi (TÜRKAD) tarafından İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörlük Binası Doktora Salonu'nda düzenlenen "17-25 Aralık FETÖ'nün Yargı Darbesi" sempozyumuna katıldı.

Akbaşoğlu, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, FETÖ'nün, dini görünümlü siyasi bir küresel organizasyon olduğunu söyledi.

İşin dini boyutu olduğu gibi siyasi ve iktisadi boyutlarının da bulunduğunu ifade eden Akbaşoğlu, yaşanan süreçlerin bunları gösterdiğini aktardı.

17-25 Aralık'ın öncüsünün 28 Şubat olduğunu dile getiren Akbaşoğlu, "28 Şubat'tır ki 17-25 Aralık'ı doğurmuştur. 17-25 Aralık'ta basın bildirisi dağıtan yargı mensuplarının aslında öncülüğünü 28 Şubat'ta Vural Savaş ile basın toplantısını izleyen bütün milletimiz herhalde hatırlayacaktır. 28 Şubat FETÖ'nün ulusal ve uluslararası imkanlarını genişletmiş ve yaygınlaşmasına sebebiyet vermiştir. Aslında 17-25 Aralık'ı konuşurken ona temel dayanak teşkil eden etmenleri de masaya yatırmak gerektiği kanaatindeyim." diye konuştu.

Muhammet Emin Akbaşoğlu, 28 Şubat nasıl ulusal anlamda Türkiye'de önemli bir dönemi ifade ediyorsa bunun küresel ayağının da 11 Eylül 2001 olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, birtakım oluşturulmuş yapıların, İslam dünyasında Müslümanları ve o coğrafyada yaşayan etnik ve dini kökenlere mensup insanları atomize etmek suretiyle kendi planlarını uygulamak isteyen emperyal güçlerin, dünyanın gidişatına, sonucuna ilişkin çeşitli plan ve projelerin uygulanması olarak karşımıza çıktı. 

17-25 Aralık, 28 Şubat, 15 Temmuz ve şu an yaşadığımız bölgesel süreçler, hep birbiriyle bağlantılı olarak bugünlere geldi. 100 yıl önce 1. Dünya Savaşı hedeflerini bugüne yeniden formatlayanların, Sevr'i gündeme getirenlerin, güneyimizde bir terör koridoru oluşturmak suretiyle aslında Nil'den Fırat'a arz-ı mevudu gerçekleştirmek, büyük İsrail'i gerçekleştirmek, küresel bir dünya imparatorluğu kurmakisteyenlerin hedeflerini ıskaladığımızda, sadece 17-25 Aralık sürecini kendi çerçevesi içinde değerlendirerek sonuçlar çıkarmaya çalıştığımızda fotoğrafın bütününü görmek söz konusu olmayabilir."

"17-25 Aralık'ı bir jüristokrasi eylemi olarak görmek gerekir"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 17-25 Aralık'ı bir jüristokrasi eylemi, kalkışması olarak görmek gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"28 Şubat'ta örneğini gördüğümüz ama daha sofistike şekilde de devamında, 12 Eylül Anayasa değişikliği sonrasında hak ve özgürlükler bir taraftan genişletilirken, bir taraftan da HSYK'nın yapısını yeniden ele almak suretiyle çoğulcu bir yapıyı ön gören düzenlemelere rağmen, CHP'nin o düzenlemede seçim usulünün iptaline ilişkin başvurusu neticesinde HSYK tek tipçi bir yapı tarafından ele geçirilmiştir. Ondan sonradır ki böyle bir bildiri hadisesiyle karşılaşılmış artık gücün temerküz ettiğini ve devleti 40 yıldır ahtapot gibi saran FETÖ yapısının artık nihai darbeyi vurmaksuretiyle yargısal kılıf altında Türkiye'nin iktisadi gelişmesine, büyük hamlelerini ve ideallerini ortadan kaldırmaya yönelik son darbeyle meşru hükümeti alaşağı etmeye yönelik bir kalkışma söz konusu olmuştur.17-25 Aralık'ı dini, kültürel, siyasi ve iktisadi anlamda Türkiye'nin DNA'sını bozan uluslararası bir aparat olarak FETÖ'nün Gezi Olayları akabinde, aslında 15 Temmuz'da yapmak istediğini 17-25 Aralık ile bürokratik oligarşik yapı ile gerçekleştirmek istediğini hafızamızın bir kenarında kuvvetli bir şekilde tutmamız gerekir.

28 Şubat, 17-25 Aralık, 15 Temmuz ve geçtiğimiz aylarda dolarizasyon iktisadi operasyonlarda asıl hedefin, Türkiye öncülüğünde, adil ve merhametli yeni bir dünya kurmanın engellenmesine ilişkin birtakım yerli işbirlikçilerle ortaya konulmuş operasyonlar süreci olduğunu mutlaka görmemiz ve tespit etmemiz gerekir."